mukteza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mukteza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2009 Pazar

tekstil urunlerine yapılan tadilat kdv orani

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)


Tarih : 26.01.2009
Sayı : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.09.694
Konu : Tekstil ürünlerine yapılan tadilat neticesinde
uygulanacak KDV oranı ve tevkifat.




İlgi kayıtlı dilekçeniz incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9’uncu maddesinde, gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir.
Aynı Kanunun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak 24.12.2007 tarihinde kararlaştırılan ve 30.12.2007 tarihinde yayımlanan 2007/13033 sayılı Kararname eki “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar” ile mal teslimleri ve hizmet ifalarına uygulanacak katma değer vergisi oranları, ekli I sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için %1, ekli II sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için %8, bu listelerde yer alanlar hariç olmak üzere vergiye tabi işlemler için %18 olarak yeniden belirlenmiş olup, II sayılı listenin B/10 sırasında, fason olarak yapılan tekstil ve konfeksiyon işleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, 04.01.2008 tarih, 26746 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 107 Seri no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin A/1 bölümünde ise; 51, 53 ve 58 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde kapsamı ile uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlenen fason tekstil ve konfeksiyon işlerinde (1/2) oranında KDV tevkifatının bu Tebliğin yayımını izleyen günden itibaren düzenlenecek faturalara konu işlemler için uygulanacağı açıklanmıştır.
Bu açıklamalara göre; firmanızca tekstil firmalarına yapılacak tadilat işleri (bel daraltma, paça boyu kısaltma, kol kısaltma, vs.) fason hizmet kapsamında değerlendirileceğinden % 8 oranında KDV’ne tabi olacak ve hizmet bedeli üzerinden1/2 oranında tevkifat yapılacaktır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.

Başkan a.

Grup Müdür V.

17 Haziran 2008 Salı

ikametgahin isyeri olarak kullanilmasi mukteza

İkametgahın işyeri olarak kullanılması
Kişi Oturduğu Konutu, yani ikametgahını aynı zamanda işyeri olarak kullanması durumunda, bu işyerinin genel giderlerinin, gider yazılıp yazılmayacağı hususnu açıklayan bir mükteza


MALİYE BAKANLIĞI MUKTEZASI

Gelir İdaresi Başkanlığı


Tarih : 27.04.2007
Sayı : B.07.1.GİB.0.40/4038-38550
Konusu : İkametgah olarak kullanılan konutunu aynı zamanda işyeri olarak kullanan ticari kazanç sahibi mükelleflerin, hem işyeri hem ikametgah olarak kullanılan yere ait ticari kazancın elde edilmesiyle ilgisi bulunan giderlerini, faaliyette bulunulan işe ait olduğu ve işle ilgili olarak kullanıldığını ispat etmeleri halinde ticari kazancın tespitinde gider olarak indirebilecekleri Hk.
Muktezanın Özeti: İlgide kayıtlı yazınız ekinde alınan, ..... Odasına hitaben verilen 07/02/2007 tarihli ve B.07.1.GİB.4.38.15.01/GV-20-342/322 sayılı Özelge incelenmiş olup, aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37’nci maddesinde: “Her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine aynı Kanunun 40’ıncı maddesinde safi kazancın tespitinde indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, anılan maddenin 1 numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilebilmesi için yapılan genel giderlerin matrahtan indirilebilmesi için giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderin keyfi olmaması, yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayrimaddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması gerekir.
Ayrıca, bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması (fatura, fatura yerine geçen vesikalar gibi) ve yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 156’ncı maddesinde işyeri: “Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette işyeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.” şeklinde açıklanmıştır.
Bu nedenle, ikametgah olarak kullanılan konutunu aynı zamanda işyeri olarak kullanan ticari kazanç sahibi mükellefler, hem işyeri hem ikametgah olarak kullanılan yere ait ticari kazancın elde edilmesiyle ilgisi bulunan giderlerini, faaliyette bulunulan işe ait olduğu ve işle ilgili olarak kullanıldığını ispat etmeleri halinde ticari kazancın tespitinde gider olarak indirebileceklerdir.
Bilgi edinilmesini, söz konusu Özelgenin yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi ve adı geçene de bilgi verilmesini rica ederim.

3 Nisan 2008 Perşembe

binek otomobilde otv gider olarak yazilmasi mutkeza

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)
TARİH: 13.02.2006
SAYI : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.1000
KONU : Binek otomobile ödenen ÖTV’nin gider yazılıp yazılamayacağı,

...........................................

İlgi dilekçenizde, işletmenizde kullanılmak üzere alınan binek otomobile ödenen ÖTV’nin gider veya maliyet unsuru olarak yazılıp yazılamayacağı konusunda görüş talep edilmektedir.
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1/b maddesinde, (II) sayılı listede yer alan mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV’ye tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanunun 19/a bendi uyarınca, kayıt ve tescile tabi motorlu araçların ÖTV Kanununun Resmi Gazete’de yayımlandığı 12/6/2002 tarihinden itibaren ilk iktisabında taşıt alım vergisi yürürlükten kaldırılmıştır.
Diğer taraftan, Vergi Usul Kanununun 270. maddesinin son fıkrasında, mükellefin noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte serbest oldukları hükmü yer almaktadır.
Buna göre; tarafınızca satın alınan binek otomobili için ödenen ve indirim konusu yapılamayacak olan özel tüketim vergisinin gelir vergisinin hesabında gider veya maliyet unsuru olarak kayıtlara intikal ettirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

15 Aralık 2007 Cumartesi

otvde tecil terkin uygulamasi

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı: B.07.1.GİB.4.06.17.01/ÖTV/2005/
Konu: Tecil-Terkin

………………. VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE


İlgi : 29.08.2005 tarih ve DEF.0.06.00.33/30992 sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınızla, tecil-terkin uygulamasıyla ilgili olarak daireniz 3910236936 vergi kimlik numarasında kayıtlı …………… San.Ltd.Şti. tarafından boya imalatında kullanılmak üzere 2004/Nisan ve Mayıs aylarında ithal edilen ekli (l) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan White Spirit ve Hekzan adlı ürünlere ilişkin özel tüketim vergisinin (l) sayılı liste dışındaki malların imalinde kullanılması şartına bağlı olarak tamamı üzerinden beyanda bulunulmadığı, belirtilen ürünlerin boya imalatında kullanılacak olması nedeniyle Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının beyan dışı bırakıldığı, kalan tutar üzerinden beyanda bulunulduğu ve dairenize beyan edilen miktarın ödendiği, mükellefin ithal edilen ürünlerin boya imalatında kullanıldığına ilişkin YMM Üretim Tasdik Raporu olmadığı halde EK12 formuyla dairenize beyan edilen vergilerin tahakkuk ettirilip ödendiğine ilişkin bilgilerin ithalatın yapıldığı Gümrük Müdürlüklerine gönderildiği belirtilerek, sözkonusu ürünlerin ithali üzerine verilen beyannameler gereğince tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen vergilerle ilgili olarak dairenizce yapılacak işlemlerde uygulamaya yön vermek üzere Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bilindiği üzere, 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde (4962 Sayılı Kanunun 8'inci maddesiyle değişen fıkra) (07.08.2003 tarihinden geçerli olmak üzere); “Bu Kanuna ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların; (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılmak üzere ithalatçıları veya imalatçıları tarafından tesliminde tarh ve tahakkuk ettirilen özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek kısmının, teminat alınmak suretiyle tecil olunacağı, Söz konusu malların tecil tarihini takip eden aybaşından itibaren on iki ay içinde (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılması halinde tecil olunan verginin terkin edileceği, bu hükümlere uyulmaması halinde, bu malların tecil-terkin işlemi dışındaki amaçlarla tesliminde tarh edilmesi gereken vergi tutarından, daha önce tahsil edilen verginin mahsubundan sonra kalan tutarın, vade tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı ile birlikte alıcıdan tahsil edileceği, ancak tecil edilen verginin 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler dolayısıyla terkin edilememesi halinde bu verginin, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, aynı Kanunun 16 ncı maddesinin 4 nolu bendinde (l) sayılı listedeki malların ithalinde ödenecek özel tüketim vergisine karşılık olmak üzere türü, tutarı ve çözümüne ilişkin usul ve esasları Maliye Bakanlığınca belirlenmek üzere teminat alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Yine, 10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 9 Seri Nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği ile 1 Seri Nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği’ne eklenen 16.4. “İthal Edilen Petrol Ürünlerinin Tesliminde Beyan Edilen ÖTV’ye Ait Bilgi Formu”nun (EK:12) Düzenlenmesi ve Gümrük İdaresince Alınan Teminatın Çözümü İşlemleri:” başlıklı bölümünde;

“ÖTV Kanununun 16 ncı maddesinin 4 numaralı fıkrasının Maliye Bakanlığına verdiği yetki uyarınca, bu Tebliğ ekindeki (EK:12) bilgi formunun düzenlenmesi ve gümrük idaresince alınan teminatın çözümü işlemleri aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde yerine getirilecektir.

…………

b) İthalatçı imalatçıların, (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malları ithal edip Kanunun 8/1 inci maddesi uyarınca tecil-terkin uygulaması kapsamında imalatta kullanmaları halinde, bu Tebliğin (9.1./e) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde tecil edilmiş olan verginin terkin işlemi yapılarak (EK:12) bilgi formu düzenlenecektir. Düzenlenecek formdaki “Satılan Miktar” sütununa, ithal edilen maldan bu şekilde tecil-terkin uygulaması kapsamında imalatta kullanılan miktar yazılacaktır. Gümrük idaresince, formda gösterilen bu miktara isabet eden ÖTV tutarı kadar teminatın çözümü işlemi gerçekleştirilecektir.

…………

d) İthal edilen malların ÖTV Kanununun 8/2 nci maddesi uyarınca ihraç kaydıyla tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerinde, tecil edilen verginin terkin edilmesi üzerine vergi dairesince (EK:12) bilgi formu düzenlenerek ilgili gümrük idaresine gönderilecektir. Gümrük idaresince, bu formdaki beyana konu teslim miktarına isabet eden ÖTV tutarı kadar teminatın çözümü işlemi gerçekleştirilecektir.

e) İthalatçı imalatçıların, (l) sayılı listenin (B) cetvelindeki malları ithal edip 30.11.2002 tarih ve 2002/4930 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 4 üncü maddesi kapsamında imalatta kullanmaları halinde, bu kullanımın YMM tarafından düzenlenen üretim raporu ile tevsik edilmesi üzerine vergi dairesince (EK12) bilgi formu düzenlenerek ilgili gümrük idaresine gönderilecektir. Düzenlenecek formdaki “Satılan Miktar” sütununa, ithal edilen maldan bu şekilde imalatta kullanılan miktar yazılacaktır. Gümrük idaresince, formda gösterilen bu miktara isabet eden ÖTV tutarı kadar teminatın çözümü işlemi gerçekleştirilecektir.

……………

j) İthal edilen malların yukarıda bentler halinde sayılan teslimlerin dışında yapılacak yurtiçi teslimlerinde; bu teslimlerle ilgili hesaplanan ÖTV’nin beyanı üzerine, vergi dairesince (EK:12) bilgi formu düzenlenerek ilgili gümrük idaresine gönderilecektir. Gümrük idaresince, bu formdaki beyana konu teslim miktarına isabet eden ÖTV tutarı kadar teminatın çözümü işlemi gerçekleştirilecektir.”

………….” denilmektedir.

Diğer taraftan, 04.11.2002 tarih ve 24926 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 33 Sıra Nolu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğinde ise,

“ ………………

……………………….

Maliye Bakanlığı’na tanınan ve yukarıda belirtilen yetkilere dayanılarak, solvent türevlerinin 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 1 inci fıkrası kapsamında teslimine ilişkin tecil terkin uygulaması ile bu uygulama çerçevesinde indirimli teminat imkanından yararlanılması, yeminli mali müşavirler tarafından düzenlenecek “Üretim Tasdik Raporu” ibraz edilmesi şartına bağlanmış olup konuya ilişkin usul ve esaslar bu Tebliğ ile belirlenmiştir.” ifadeleri yer almaktadır.

Bu itibarla, mükellef ……………...Ltd.Şti. tarafından 2004/Nisan ve Mayıs aylarında ithal edilen (l) sayılı listenin B cetvelinde yer alan White Sprit ve Hekzanın (l) sayılı listenin dışındaki malların imalinde kullanılması halinde, Bakanlar Kurulunca belirlenecek kısmı kadarının teminat alınmak suretiyle tecil uygulamasına konu edileceği ve ithal edilen ürünlerin YMM Üretim Raporu ile tevsik edilmesi durumunda terkin işleminin gerçekleşeceği ve ilgili gümrük idaresine daireniz tarafından EK12 formunun gönderilerek formda gösterilen imalatta kullanılan miktara isabet eden ÖTV tutarı kadar teminatın çözümü işleminin gerçekleştirileceği, ithal edilip de tecil-terkin uygulaması dışında kalan ve yurt içinde teslimi gerçekleştirilip beyana tabi tutulan ürünlere ait teminatın da çözülmesi gerekeceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

yurt disi kazanclarinda tevkifat

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı : B.07.1.GİB.4.06.16.01/KVK-2005-
Konu :

………………………………GRUP MÜDÜRLÜĞÜNE


……………. Vergi Dairesi Müdürlüğünün ………… vergi numaralı mükellefi ……………… Ltd. Şti. tarafından Başkanlığımıza hitaben verilen ……….10/2005 tarihli dilekçede bahsedilen hususlarla ilgili Müdürlüğümüz görüşü aşağıdaki gibidir.

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 9’uncu maddesinde, “Birinci maddede yazılı tüzel kişilerden kanuni veya iş merkezleri Türkiye’de bulunanlar gerek Türkiye’de gerekse yabancı memleketlerde elde ettikleri kurum kazançları üzerinden vergilendirilirler.” hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, tam mükellef kurum olan adı geçen şirketin yurtdışında verdiği telekomünikasyon hizmetleri (yabancı ülkeler arasındaki uluslararası telefon trafiğini yönetmek) karşılığında elde ettiği kazançlarını kurum kazancı olarak beyan edeceği tabiidir.

Aynı Kanunun 13’üncü maddesinde, kurumlar vergisinin, Kanunun birinci maddesinde yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri, safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup, 14’üncü maddesinde ise safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesinde yer alan indirimlerin de yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesinin 1 numaralı bendinde; ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, safi ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 24’üncü maddesinde dar mükellefiyete tabi kurumların ticari, zirai ve diğer kazanç ve iratlar dışında kalan kazanç ve iratları ile telif, imtiyaz, ihtira, işletme ticaret unvanı, alameti farika ve benzeri gayri maddi hakların satışı, devir ve temliki mukabilinde alınan bedeller %25 nispetinde kurumlar vergisi tevkifatına tabi tutulmuştur.

Bu itibarla, telekomünikasyon hizmetleri Gelir Vergisi Kanununun 37’nci maddesi hükmüne göre ticari nitelikte olduğundan, bu faaliyetlerden elde edilen kazançlar ticari kazançtır. Dolayısıyla, adı geçen şirket tarafından yurtdışında satın alınan telekomünikasyon hizmetleri karşılığında yapılacak ödemelerden Kurumlar Vergisi Kanununun 24’üncü maddesine göre tevkifat yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve Müdürlüğünüz görüşünün de ilavesi suretiyle adı geçen mükellefe ve ilgili vergi dairesine bilgi verilmesini arz ederim.

8 Aralık 2007 Cumartesi

mukteza mukellefin adresinde bulunamamasi

T.C.
İSTANBUL VALİLİĞİ
İl Defterdarlığı
Katma Değer Vergisi Gelir Müdürlüğü
TARİH: 02/06/2005
SAYI : KDV.MUK.B.07.4.DEF.0.34.18.YMM.3961

KONU : Mükellefin adresinde bulunamaması
…………………………….
………..Şti.’nin ……… dönemi ile ilgili YMM …………. tarafından düzenlenen KDV iadesi tasdik raporunu dairenize ibraz ederek iade ve mahsup talebinde bulunduğu,
Ödevlinin bilinen adresinde ………. tarihinde yapılan ihracat yoklamasında işyerinin yaklaşık ………. gün önce yandığı ve yangında hiçbir makine ve malzemenin kurtarılamadığı ……….. Müdürlüğü faaliyet alanı olan ……….. adresine taşındıklarının belirtildiği,

Daha sonra mükellefin tarh dosyasının tetkikinde ……….. tarihi itibariyle ……… Müdürlüğü’ne nakil gittiği yangınla ilgili herhangi bir bildirimin olmadığının tespit edildiği bu nedenle, mükellefin ilgili dönem iade işlemlerinin yapılmasında tereddüt hasıl olduğu belirtilerek tarafımızdan görüş sorulmaktadır.

23.11.2001 tarih, 24592 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin II- Özel Esaslar bölümün de ; Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme veya kullanma fiili ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi bulunan mükelleflerin nakden veya mahsuben iade talepleri bu bölümdeki özel esaslara göre yerine getirileceği denilmekte olup,

Yine 1.5’nci maddesinde
……………………….
……………………….
“- Yapılan yoklama ve araştırmalarda mükellefin bilinen adreslerinde bulunamaması (bu durumda olan mükelleflerden iade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönem itibariyle vergiye müteallik ödevlerini yerine getirdiği tespit edilenlerin işi bıraktığına ilişkin bildirimde bulunmamış olmaları olumsuz tespit sayılmaz.),”olumsuz tespit sayıldığı,
………………………………
2.3.3’ncü maddesinde, Adreslerinde Bulunmadıkları, Defter ve Belgelerini İbraz Etmedikleri veya Beyanname Vermedikleri Konusunda Tespit Bulunanlar
Adreslerinde bulunmadıkları, mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle defter ve belgelerini ibraz etmedikleri veya birden fazla döneme ilişkin olarak katma değer vergisi beyannamesini (süresinden sonra verilenler hariç) vermedikleri konusunda tespit bulunanların iade talepleri münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir. Düzenlenecek raporda yukarıdaki olumsuz tespitlerin ortadan kalktığının belirtilmesi halinde genel esaslara dönülür.

Mükellefin başvurusunun değerlendirilmesi veya vergi idaresinin belirlemeleri sonunda olumsuz tespit sayılan nedenlerin ortadan kalktığının anlaşılması halinde (mükellefin defter ve belgelerini sonradan ibraz etmesi, vermediği beyannameleri usulüne uygun olarak tamamlaması, yoklama ile tespit edilmek kaydıyla geçerli bir adresinin ortaya çıkması gibi) genel esaslara göre iade yapılır.”denilmektedir.

Ayrıca 94/4 Sıra No.lu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu İç Genelgesi’nde ilgili vergi dairelerine teslim edilecek YMM tasdik raporlarından tebliğlerle belirlenen rapor dispozisyonuna uygun olarak düzenlemeyen veya eksik bilgi ihtiva edenlerin işleme konulmadan önce yeniden düzenlenmesi için ilgili yeminli mali müşavire iade edilmesi, bunun sağlanmaması durumunda ise iade yapılmadan bu raporların Bakanlığımıza gönderilmesinin gerekmekte olduğu belirtilmiştir.

Buna göre, yukarıda sözü edilen iç genelge uyarınca YMM …………. tarafından mükellefin ……… dönemde adresinde faal ve gerçek mükellef olduğunun tevsik edilmesi halinde mal ve hizmet alımları ve ihracatın gerçek olmadığı konusunda yapılmış bir tespit ve tereddüt edilecek başkaca bir husus da bulunmaması durumunda tecil-terkin iade taleplerinin genel esaslar çerçevesinde (YMM Raporuna göre) yerine getirilmesi mümkün olacaktır.

Ancak, ……….. Şti.’nin adresinde faal olmadığının tespit edilmesi halinde konunun ……….Müdürlüğü’ne incelemeye sevk edilmek üzere ……….. intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.